Kanserle mücadelede sürpriz kahraman: Kahverengi yarasa türü anahtar olabilir mi?
Penn State ve California Üniversitesi (Berkeley) araştırmacıları, Kuzey Amerika’nın en uzun ömürlü ve soya tehlikedeki küçük kahverengi yarasa türü Myotis lucifugus’un, kanser oluşturucu kimyasallara maruz kaldığında DNA’yı onarmak yerine hasarlı hücreleri hızla yok etme yeteneğini doğruladı. Bu hücresel tepki, zarar gören DNA’yı tamir etmeye çalışmak yerine, kanserleşme potansiyeli taşıyan hücreleri kendi kendine ölüme sürükleyerek, yarasaların uzun ömürlü olmasına katkıda bulundu.
Araştırmanın eş liderlerinden Penn State Yrd. Doç. Dr. Juan Manuel “Manny” Vazquez, “Hücresel tepkileri beklediğimizin tam tersiydi; yarasalar hasarlı hücreleri yok etmeye odaklanıyor” dedi. Aynı stratejinin, uzun ömürlü ve kanser direnci yüksek bir diğer tür olan filler içinde de gözlendiği bildirildi. Bilim insanları, kanser direncinin bu tür canlıların uzun ömürlülüğüyle temel bir bağ taşıdığını vurguluyor.
Vermont Üniversitesi tarafından yapılan DNA analizleri, yarasaların uzun yaşamının ve güçlü bağışıklığının arkasında, tek kopya olarak bulunan Protein Kinaz R (PRK) geninin birden fazla kopyasına sahip olduğunu ortaya koydu. Bu gen kopyası fazlalığı, hücresel stresi ve kanserleşmeyi önleyici bir kalkan işlevi görüyor. Evrimsel biyolog Yrd. Elise Lauterbur, “Patojen adaptasyonu, uzun ömürlülük ve kanser direnci temelden birbirine bağlıdır” açıklayarak, bu genetik haritanın insan bağışıklık sisteminin yaşlanmasını yavaşlatma ve tümörlerle mücadelede yeni tedavi yaklaşımları geliştirme potansiyeline sahip olduğunu belirtti.

